KIRTASİYE DÜKKÂNI – Marjan Kamali

Kim sevmez kırtasiye dükkânlarını? Rengarenk kalemler, burnumuza yapıştırıp çilek, nane aromasını kokladığımız silgiler, renk renk, cezbedici grafiklere sahip defterler, pasteli, kurusu, sulusu, çeşit çeşit boyalar, kitaplar… Bir kırtasiye dükkânında saatlerce oyalanabilir insan. Vaktin nasıl geçtiğini anlamadan, sıkılmadan. Hele bir de içine aşk düşerse! Orada yatıp uyumak istersin. Sevdiğinin dokunduğu kitaplara elini sürmek, dükkânda seni büyüleyen her nesnenin aranızdaki duygusal bağa katkısını düşünerek hayallere dalarsın.

Tahran’daki bir kırtasiye dükkânında karşılaşır Roya ve Bahman. Yıl 1953. İran henüz demokratik ve bağımsız. Ama içten içe kaynamakta. Şah yanlısı güçler, modern, çağdaş İran hedefi ile çalışan Başbakan Musaddık’a karşı darbe hazırlığında. Roya kitaplara düşkün genç bir kızdır. Bahman ise Mevlâna şiirlerine hayran, Musaddık ve onun demokratik atılımlarını destekleyen genç bir delikanlı.

Her salı, Bay Fahri’nin dükkânında buluşmaya başlarlar. Bu sevdikleri mekânda, kitaplar arasında güçlenir aşkları. Liseyi bitirdiklerinde, ki buna çok az zaman kalmıştır, evlenmeye karar verirler.

Fakir bir çocukluk yaşamış olan Bahman’ın ruh sağlığı bozuk annesi Roya’yı endişelendirmektedir. Çünkü kendi fakirliğine son veren bir mühendisle evlenmesi gibi oğlunun da zengin bir aile kızı ile evlenmesini istemektedir. İki gencin arasındaki aşka sadece Musaddık’ı düşürmek isteyenlerin darbe girişimi girer. Tam belediyede, ailelerinden gizli evlenmek üzere buluşacakları gün darbe olur. Bahman buluşacakları meydana gelmez.

Yıllar sonra Roya ve Bahman, ülkelerinden uzak, Amerika’da yeniden birbirlerini bulurlar. O gün, o meydanda buluşamamış olmalarının sebepleri ve arkasındaki gerçekler bir bir ortaya çıkar.

Hikâye birkaç farklı açıdan anlatılmış. Roya ile Bahman’ın tanışmaları, ilişkileri, aileleri bir bölümde aktarılmış. İkinci bölüm Bay Fahri ile Bahman’ın annesi Badri’nin ilişkilerini, üçüncü bölüm Roya ve kız kardeşi Zari’nin Amerika’daki yaşantılarını, oraya adaptasyon süreçlerini, dördüncü bölümde Bahman’ın yaşadıkları ve Roya’ya yazdığı birkaç mektup, ki bu mektuplar romanın sonunda Roya’nın eline geçer, beşinci bölüm ise Roya ile Bahman’ın yeniden bir araya gelmelerini sağlayan bakım evi görevlisi Claire’i odak noktasına koyan son bölümdür.

İran’ın bir dönem yaşadığı siyasi çalkantıların gölgesinde yaşanan bir aşk hikâyesini, başladığı ve uzun süre yaşandığı mekânın değerini vurgulayarak akıcı bir dille anlatmış.

Bu güzel aşk romanına eşlik edecek bir şarkı aradım. Sözleri, 1814(?1817)-1852 yılları arasında yaşamış İranlı aktivist kadın şair Fatimah Baraghani‘nin bir şiirine ait, aşağıda dinleyebileceğiniz şarkıda karar kıldım. Şiir de adeta kavuşamayan Roya ile Bahman’ın aşklarını anlatıyor.

Ey sevgili! Olur da çehrene bir bakış atabilirsem ve yüz yüze gelebilirsek,
gönlümde taşıdığım derdini anlatırım sana, nükte nükte, ince ince…
ayrılığında kalbimin kanı, şu iki gözümden akıyor,
dicle nehri, denizler, çeşmeler, dereler misâli…

Ey sevgili! Olur da çehrene bir bakış atabilirsem ve yüz yüze gelebilirsek,
gönlümde taşıdığım derdini anlatırım sana, nükte nükte, ince ince…
hüzün dolu gönlüm, aşkını can kumaşına dokumuş,
iplik iplik, sicim sicim, tel tel, aheste aheste…

O güzel yüzünü görebilmek ümidiyle sabâ rüzgarı misâli dolaşıp durmuşum,
ev ev, kapı kapı, sokak sokak, mahalle mahalle…
o nazik dudaklarının çevresi…yanaklarında misk-i anber kokan tüyler…
gonca mı gonca, gül mü gül, lâle mi lâle kokular…

Ey sevgili! Olur da çehrene bir bakış atabilirsem ve yüz yüze gelebilirsek,
gönlümde taşıdığım derdini anlatırım sana, nükte nükte, ince ince…
ayrılığında kalbimin kanı, şu iki gözümden akıyor,
dicle nehri, denizler, çeşmeler, dereler misâli…

Hüzün dolu gönlüm, aşkını can kumaşına dokumuş,
iplik iplik, sicim sicim, tel tel, aheste aheste…
tâhire, kendi gönlünü dolaştı da senden başkasını bulamadı,

Sayfa sayfa, perde perde, kat kat…

Ey sevgili! Olur da çehrene bir bakış atabilirsem ve yüz yüze gelebilirsek,
gönlümde taşıdığım derdini anlatırım sana, nükte nükte, ince ince…
ayrılığında kalbimin kanı, şu iki gözümden akıyor.
Dicle nehri, denizler, çeşmeler, dereler misâli…

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s