KUMLARIN KADINI – Kobo Abe

2019’un beş ayı bitti bile nerdeyse. Bu sene okuduğum kitaplar konusunda biraz ihmalkarlık yaptım, farkindayim. Ben de hızlıca onlara yer vereyim, gücenmesinler dedim. Yılın ilk kitabı, ilk defa okuduğum Japon yazar Kobo Abe’nin Kumların Kadını. Cumpei Niki böcek avına çıkmak için işten izin alır. Kumluk arazide yolunu kaybeder. Her an kumların altında kalma tehlikesiyle yüz yüze bir köy evinde, kocasının ölümünden sonra tek başına yaşayan bir kadının evinde misafir olur. Bu planlanmadık misafirlik beklenmediği kadar uzundur. Hiç umulmadık sürprizlerle karşılar hayat bazen bizi. Ve kabullenmekte zorlandığımız olayları kanıksamak zorunda kalabiliriz. Mantık her zaman bir çıkış yolu gösterir. Ve bilimdedir bazen kurtuluş yolu.

Kitap ayrıca Japon yönetmen Hiroshi Teshigahara tarafından 1964 yılında sinemaya uyarlanmış. En az kitap kadar seyirciyi, Cumpei Niki’nin çaresiz direnişleriyle sarsan bir film. Cannes jüri özel ödülünün de sahibi.

Reklamlar

Ne Okuyorum

LRM_EXPORT_116367132921668_20180919_094416995

Portakal ve mandalina ağaçlarının gölgesinde, meyvelerinin kokusunu bastıran melisa çiçeğinin kokusunu içime çekerek okudum bu güzel beş öyküyü. İyiden iyiye serinleyen akşam saatlerinin nemiyle değil, öykülerin verdiği duygu yoğunluğu ile titredim.

Gidenler, gitmeyi beceremeyenler, ayrılıklar, sevgiyi içinde yaşayanlar, merdümgirizler, konuşamayanlar, kaçanların duygularıyla örülmüş “yuva” üzerine kurulu harika öyküler. Melisa Kesmez’in hayatın içinde biriktirdiklerini, Tanrı vergisi yeteneği ve azminin başarılı sonucu olarak beni derinden etkileyen cümlelerinde yaşıyorum. Bir sonra ki kitabını şimdiden sabırsızlıkla bekliyorum.

#bizimbuyukchallengeimiz için çok sevdiğim bir yazarın henüz (uzak henüz değil. Ama doğru, kendisi çok sevdiğim bir yazardır) okumadığım kitabı kategorisine yerleştiriyorum.

Peyman Ünalsın Gökhan

Ne Okuyorum

lolita

Kavuşamadığı çocukluk aşkı Annabel’in yerine ergenlik çağındaki Dolores’i yerleştiren orta yaşlı Humbert’ın erotik serüveni.

Okurken hafif tiksintiyle, tavırlı yaklaştığım Humbert’ı ’97 yılında sinemaya aktarıldığında canlandıran Jeremy Irons ile kafamda farklı bir noktaya koymaya çalıştım. Geçmişe hapsolmuş Humbert’ı çocuksu seksiliği, bakışlarıyla, canlılığıyla tavlayan Dolores de çoğu zaman gözümdeki masumluğunu yitirse de içimde ona karşı hep acıma oldu.

’62 yılındaki film uyarlamasını ise tamamen Nabokov’un bu sansasyonel eserine bir anlamda sahip olmak gibi nitelendirdim. Çünkü çevrildiği dönemdeki ahlaki değerlerle, erotiğe bakış açısının muhafazakarlığında sıkışmış kalmış, bu sebepten de kitabın aktardığı konuyu layıkıyla film perdesine yansıtamamış.

#bizimbuyukchallengeimiz için 26.madde olan uyarlama filmini merak ettiğim kitap olarak okudum.

Peyman Ünalsın Gökhan

Ne Okuyorum

20180706_072550_001

Kudretli Tanrılar, ihtiraslı Tanrıçalar, ölümüne savaşlar, mucizeler, aşklar…

Odysseia, Truva Savaşı’ndan dönerken, su perisi Kalypso tarafından esir alınan Odysseus’un on yıl sonra karısı Penelope ile oğlu Telemakhos’a kavuşmasının hikayesidir.

Geçtiğimiz günlerde Atina’da yapılan kazılarda bu destana ait 13 dizenin yazılı olduğu bir kil tablet bulunmuş. Tabletin 3.yy.’a ait olup olmadığı yapılan laboratuvar araştırmalarından sonra belli olacakmış. M.Ö. 8.yy.’da yazılmış bir destanın, 3.yy.’dan kalma tableti; Ege’de azgın dalgaları aşıp Antik Yunan’da şarapla yıkanan, ziyafet sofralarıyla donanmış sarayların bahçelerinde uçuşan beyaz elbiseleri, yaģlanmış vűcutlarıyla dolaşan kent soylularını hayal edebiliyor musunuz?

#bizimbuyukchallengeimiz için adı tek kelimeden oluşan kitap…

Ne Okuyorum

20180618_073307

Çocukluk yıllarında, babasının görevi sebebiyle farklı şehirlerde yaşayan sevgili arkadaşım Fatma, o süreçte bir sürü anı biriktirmiş. Farklı karakterlerin, farklı hayatlarının meselelerini empati yoluyla benimsemiş. Bazısını bizzat yaşamış. Duyarlı, duygusal kişiliğinin ve tabii kaleminin sihriyle de onları defterlere dökmüş. Öykülerinde Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Kemal’in taşradan bizlere taşıdığı kokuları, duyguları, renkleri bulabilirsiniz.

Yeni öykülerini heyecanla beklediğim sevgili Fatma’ya yüreğinin o hisli dokunuşunu bizlere en kısa sürede ulaştırması dileklerimle.

#bizimbuyukchallengemiz ‘ın 13.sü olan bir öykü kitabı adına okuduğum kitaptır aynı zamanda.

Peyman Ünalsın Gökhan

 

Ne Okuyorum

Orhan Pamuk yaşadığı dőnemden 400 yıl őncesini anlatmış Benim Adım Kırmızı’da. Son derece başarılı tasvirler beni karlı 1591 yılının Istanbul’una gőtűrdű. Nakkaşların dűnyasına kocaman bir pencereden baktım. Osmanlı saraylarının gizemli entrikalarına karıştım. Farklı karakterlerin ağzından yazılmış bőlűmlerde Pamuk’un kıvraklığına hayran oldum. Cinsiyet, yaş, statű farklarını çok net, temiz ve karakterin kişiliğinden ődűn vermeden, okurun dikkatini dağıtmayacak şekilde betimlemiş. Nakış ve nakkaşlarla ilgili bilgileri kurguya o kadar iyi yedirmiş ki didaktik hiçbir satır okumadım.

Romanın başarısı, aldığı ődűller ve en çok dile çevrilen Orhan Pamuk kitabı olmasıyla da tasdiklenmiş.

2017 yılında aldığım ama okuması bugűnlere nasip romanı #bizimbuyukchallengeimiz ın 10.maddesine ithaf ediyorum.

Peyman Űnalsın Gőkhan

Ne Okuyorum

20180609_185908-01

Zaman zaman kendi kütüphanemde okunmayı bekleyen kitaplar haricinde, Emre’nin okulundan verdikleri kitapları da okuma listeme alıyorum. Beyaz Diş, Odysseia ve Satranç Emre’nin kütüphanesinden okuduklarım.

Satranç, tam da yazıldığı dönemin psikolojik buhranlarını, insanlar üzerindeki tahribatı anlatan bir kitap. Stefan Zweig 2.Dünya Savaşı esnasında karısıyla birlikte pek çok aydın gibi Brezilya’ya sürgüne yollanır. Sürgünde, karısıyla intiharından kısa bir süre önce kaleme aldığı Satranç’da kendi psikolojik çöküntülerini kitabın karakterlerinden biri olan Mr. B üzerinden kaleme alır.

Her iki karakter de okuru şaşırtır nitelikte; Mirko Czentovic okuma güçlüğü çeken, zor öğrenen köylü yetim ve fakat satranç dehası dünya şampiyonu, Mr. B Gestapo tarafından sorguya çekilmek amacıyla bomboş bir otel odasında tutuklu avukat. Mirko Czentovic New York’tan Buenos Aires’e giden gemide açılan bahislerle satranç oynar ve doğal olarak rakiplerini eler. Gemideki bir diğer kişi ise Mr. B’dir ve Mirko Czentovic’in maçlarını seyrederken hamleler hakkında yaptığı yorumlarla dikkatleri üzerine çeker.  Nihayet Mirko Czentovic ve Mr. B karşı karşıya gelir.

#bizimbuyukchallengeimiz için intihar etmiş bir yazarın üstelik de son kitabı.

Mutlaka okuyun.

Peyman Ünalsın Gökhan