Kaptan Neslihan kapanış daveti yaptı. Ben zaten sadece aralamıştım bu seriyi. O kadar az yazabildim ki!
Özge Sonlu Sonsuzluk başlıklı yazısında değinmişti; insanların da internet modemindeki gibi bir reset düğmesi olsa diye… Çok isterdim. Tükendiğim bir anda o düğmeye dokunmak yeniden doğmuş gibi hissetmek. Baştan başlamak. Her şeye değil tabii. Ruhumun dinlenmesi, özgürleşmesi, durulması, dinginleşmesi… Halk içinde gittikçe kendim olmaktan uzaklaştığımı hissettiğimde beni özüme döndürecek bir reset düğmesine ihtiyacım var. Kaşlarımın ortasındaki iki dikey çizgiyi oluşturan karamsarlıktan, dudaklarımın kenarındaki iki derin vadiyi oluşturan kocaman, sınırsız gülüşlere geçmemi sağlayacak bir reset düğmesi.
Kurmaca Biyografiler karahindiba bitkisine bakışımı değiştiren bir yazı yazmıştı Reset kapsamında. Çorak topraklarda bile yetiştiğine ama en ufak rüzgârda uçuşan tohumlarıyla bir yeniden doğuşun, umudun mayasını attığına değinmişti.

Bana gelincikler de umudu çağrıştırıyor. Her baharda o ateşli güzellikleriyle en olmadık yerlerde açan, otoban kenarlarında serpilen, salınan gelincikler de o kadar narin ki! Dokunma, seyret çiçekleri. Kırmızı efil efil elbisesiyle kırlarda pointleri üzerinde uçan balerinlere benziyorlar. Zarif, estetik, alımlı. Rüzgârla eteklerine tutunan tohumlar da uçuşuyor. Saçılıyor dört bir yana. Aklına estiğinde açmıyor hindiba gibi, baharı temsil ediyor gelincik. Yeniden doğuş ise amaç, doğanın uyanışına denk gelsin benim de yeniden doğumum dercesine bekliyor. Sonra hiç ummadığımız yerlerde gözümüzü yıkıyor güzelliği ile.
Kelebeklerin kök salmış türü sanki gelicikler. Kelebek kanatlarına benzeyen yaprakları o kadar narin ki, kökü topraktan ayrıldığı anda, tıpkı kelebeğin kanatları ellendiğinde dağılan cinsine göre karakteristik, desenli tozcuklar gibi, gelinciklerin yaprakları da dökülmeye başlıyor. Doğanın mucizesi iki canlı.

Anlamı hakkında farklı efsaneler de var. Yapay zekâdan alıntıladıklarımı paylaşıyorum.
- Şehit ve Kan Çiçeği Efsanesi: Özellikle Çanakkale Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı sonrası, savaş meydanlarında çokça açtığı için şehitlerin kanından doğduğuna ve onların anısını yaşattığına inanılır, bu yüzden “kan çiçeği” veya “şehit çiçeği” olarak anılır.
- Adonis ve Afrodit Efsanesi: Yunan mitolojisinde, Afrodit’in sevgilisi Adonis’in yaban domuzu tarafından öldürülmesi üzerine, Adonis’in toprağa damlayan kanlarından beyaz gelinciklerin açtığı, Afrodit’in gözyaşlarıyla bu çiçeklerin kızıla boyandığı anlatılır.
- Uyku Tanrısı Hypnos: Antik Yunan’da, uyku tanrısı Hypnos’un gelincik tarlalarında uyuduğuna veya tarlaların üzerinde yürüdüğüne inanılırdı. Bu nedenle gelincik, huzurlu uyku, rüya ve bazen de ölümün sessizliği ile ilişkilendirilir.
- Demeter ve Tarım: Ekinlerin ve bereketin tanrıçası Demeter’in, kızı Persephone kaçırıldıktan sonra uykusuz kaldığı ve acısını dindirmek için gelinciklerin uyku verici özelliğinden faydalandığı rivayet edilir.
- Bereket Sembolü: Roma İmparatorluğu’nda gelincik, bereketi ve bolluğu simgeleyen bir unsur olarak görülürdü.
- Hüzün ve Anma: Narin ve çabuk solan yapısı nedeniyle gelincik, geçici hayatı, hüznü ve aynı zamanda kaybedilenler için saygı duruşunu (özellikle 11 Kasım Anma Günü) simgeler.

O zaman kapanış şarkısı da adı İlkbahar olan, doğu ve batıyı ritimlerde birleştirerek dünyada barışı sembolize eden parçasıyla Thomas Konstantinou’dan gelsin.
Yeni yazı serilerinde buluşmak dileğiyle.





