Ne Okuyorum

20180618_073307

Çocukluk yıllarında, babasının görevi sebebiyle farklı şehirlerde yaşayan sevgili arkadaşım Fatma, o süreçte bir sürü anı biriktirmiş. Farklı karakterlerin, farklı hayatlarının meselelerini empati yoluyla benimsemiş. Bazısını bizzat yaşamış. Duyarlı, duygusal kişiliğinin ve tabii kaleminin sihriyle de onları defterlere dökmüş. Öykülerinde Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Kemal’in taşradan bizlere taşıdığı kokuları, duyguları, renkleri bulabilirsiniz.

Yeni öykülerini heyecanla beklediğim sevgili Fatma’ya yüreğinin o hisli dokunuşunu bizlere en kısa sürede ulaştırması dileklerimle.

#bizimbuyukchallengemiz ‘ın 13.sü olan bir öykü kitabı adına okuduğum kitaptır aynı zamanda.

Peyman Ünalsın Gökhan

 

Reklamlar

Ne Okuyorum

Orhan Pamuk yaşadığı dőnemden 400 yıl őncesini anlatmış Benim Adım Kırmızı’da. Son derece başarılı tasvirler beni karlı 1591 yılının Istanbul’una gőtűrdű. Nakkaşların dűnyasına kocaman bir pencereden baktım. Osmanlı saraylarının gizemli entrikalarına karıştım. Farklı karakterlerin ağzından yazılmış bőlűmlerde Pamuk’un kıvraklığına hayran oldum. Cinsiyet, yaş, statű farklarını çok net, temiz ve karakterin kişiliğinden ődűn vermeden, okurun dikkatini dağıtmayacak şekilde betimlemiş. Nakış ve nakkaşlarla ilgili bilgileri kurguya o kadar iyi yedirmiş ki didaktik hiçbir satır okumadım.

Romanın başarısı, aldığı ődűller ve en çok dile çevrilen Orhan Pamuk kitabı olmasıyla da tasdiklenmiş.

2017 yılında aldığım ama okuması bugűnlere nasip romanı #bizimbuyukchallengeimiz ın 10.maddesine ithaf ediyorum.

Peyman Űnalsın Gőkhan

Ne Okuyorum

20180609_185908-01

Zaman zaman kendi kütüphanemde okunmayı bekleyen kitaplar haricinde, Emre’nin okulundan verdikleri kitapları da okuma listeme alıyorum. Beyaz Diş, Odysseia ve Satranç Emre’nin kütüphanesinden okuduklarım.

Satranç, tam da yazıldığı dönemin psikolojik buhranlarını, insanlar üzerindeki tahribatı anlatan bir kitap. Stefan Zweig 2.Dünya Savaşı esnasında karısıyla birlikte pek çok aydın gibi Brezilya’ya sürgüne yollanır. Sürgünde, karısıyla intiharından kısa bir süre önce kaleme aldığı Satranç’da kendi psikolojik çöküntülerini kitabın karakterlerinden biri olan Mr. B üzerinden kaleme alır.

Her iki karakter de okuru şaşırtır nitelikte; Mirko Czentovic okuma güçlüğü çeken, zor öğrenen köylü yetim ve fakat satranç dehası dünya şampiyonu, Mr. B Gestapo tarafından sorguya çekilmek amacıyla bomboş bir otel odasında tutuklu avukat. Mirko Czentovic New York’tan Buenos Aires’e giden gemide açılan bahislerle satranç oynar ve doğal olarak rakiplerini eler. Gemideki bir diğer kişi ise Mr. B’dir ve Mirko Czentovic’in maçlarını seyrederken hamleler hakkında yaptığı yorumlarla dikkatleri üzerine çeker.  Nihayet Mirko Czentovic ve Mr. B karşı karşıya gelir.

#bizimbuyukchallengeimiz için intihar etmiş bir yazarın üstelik de son kitabı.

Mutlaka okuyun.

Peyman Ünalsın Gökhan

 

Ne Okuyorum

 

20180603_233336-01

Bir toplantı için Başakşehir’e gittim bu sabah. TEM otoyolundan Atatürk Havalimanı yönüne doğru giderken fark ettim ki, o yollar birkaç yıl önce kullandığım yollar değildi. Şehrin bambaşka bir noktasındaki, bambaşka bir otobandı. Daha önce hiç kullanmadığım. Sadece otoban olsa iyi, çevresindeki yerleşim de bana tamamen yabancıydı. Ben kimim, nerdeyim sorgulamaları ile Alzheimer oldum da farkında değilim psikolojisinin getirdiği çöküntü içinde toplantıya gittim.

İstanbul’u toza dumana boğan kentsel dönüşüm, yapılaşma biz sakinlerini hem fiziksel hem de ruhsal yorarken, kendi kentimizi tanıyamaz hale geldik. Yaşadığımız mahallede, bir apartman altındaki kuru temizlemecimiz bir sabah buharlaşabiliyor. Kasabımız sırra kadem basıyor. Komşularımız -ki çoktandır komşuluk da kalmadı aslında, tek tük edinebildiklerimiz diyelim- şehrin değişik noktalarına savruluyor.

Hakan Bıçakcı da İstanbul’un bu elim değişiminden esinlenerek ana karakteri Kahraman’ın buhranını kaleme almış. Kahraman, İstanbul şehir rehberi hazırlamaya çalışan bir yazardır. Ama şehirdeki değişimler kitabı bitirmesine engel teşkil eder. Bozulan psikoloji, yalnızlık, büyük değişimler ve uykusuzluk…

#bizimbuyukchallengeimiz 17.madde ve hiç okumadığım bir yazarın kitabı…

 

Peyman Ünalsın Gökhan

 

Ne Okuyorum

20180512_170203-01-01

Ayşe’nin Kitap Kulübü’nde okumaya çalıştığım, ama sanırım o dönemdeki ruh halim sebebiyle bir türlü “huzur”lanıp okuyamadığım kitap. #bizimbuyukchallengeimiz ın 28.maddesine göre “daha önce yarım bıraktığım kitap”tır aynı zamanda. Bazen ara vermek iyi geliyor. Tatile giderken seçtiğim kitabın ruhu, tatil ruhumu bastırmamalı mesela. İlk okumada “HUZUR”la eş değer bir ruh hali yakalayamamıştım.

Anne ve babasını küçükken kaybeden Mümtaz, akrabası İhsan’ın edebiyat, resim, musiki yönünden zengin evinde büyür. Eşinden boşanmış Nuran’a duyduğu aşkı şiirlerle, musikiyle ifade eden Mümtaz’ın ruhunda esen fırtınaları anlatır roman. Buna bir de İkinci Dünya Savaşı’nın huzursuzluğu, belirsizliği eklenir.

Eski İstanbul’u, Boğaz’da yapılan sandal sefalarını, Ada’ları şiirlerle, musikiyle daha da tatlandırarak anlatmış Tanpınar. “Huzur”la okudum bu sefer.

Peyman Ünalsın Gökhan

 

Ne Okuyorum

20180410_090522-01

İnsan elli yaşında, kadife kesesinde pek çok hatıra barındırıyor. Hırsları, yapmak isteyip de yapamadıkları, öz eleştirisi, endişeleri, aşkları, yaşadığı dönemin siyasi olayları, içtiği şarabın kadehinde kalan dudak izleri gibi kâh çok derin, kâh yüzeysel, ama bardağın şeffaflığını bozacak kadar da etkileyici anılar.

Simon De Beauvoir, tüm açıklığıyla yazdığı çocukluk anılarının ardından elli yaşındayken kaleme aldığı ve J.P. Sartre ile geçirdiği yılları anlattığı kitabında “Benim yaşantım Jean-Paul Sartre’ın yaşantısına sımsıkı bağlıdır; ama o, kendi hikâyesini size kendisi anlatsın, ben ondan kendi yaşantımı etkilediği ölçüde söz edeceğim, daha fazlasına el uzatmayacağım.” diyecek kadar sınırlarını belirlemiş.

Birbirlerine esir muamelesi yapmadan yaşamışlar otuz yıllık aşklarını. Özgürce… Kimi zaman kıskançlık girmiş kalbine De Beauvoir’ın. Ama vazgeçmemiş Sartre’dan. “En iyi dostum” dediği Sartre ile birlikte dünyayı tanımış. Kırklı yıllarda dünyayı sarsan siyasi olayları ve II.Dünya Savaşı’nı kol kola atlatmışlar. Ama hiç bir zaman Sartre’a yük olmamış.

Ben sol eğilimli bir kadın yazarım, bazı şeyler söylemeye, bazı gerçekleri dile getirmeye çalıştım ve özellikle kadının doğuştan esir olmadığını, erkeklerle eşit yaşaması gerektiğini öne sürdüm” diyerek kadının toplumdaki yerinin kapandığı küçük bir oda ve mutfak ile sınırlı olmadığının altını çizmek istemiş hayatı boyunca.

#bizimbuyukchallengeimiz da 3.madde, bir kadın yazarın 45 yaşından sonra yazdığı kitap oldu bu yılki okuma listemde.

Ne Okuyorum

Rüyalarının gerçeklik üzerindeki etkisinden korkan George Orr, rüya görmemek için uyumaktan da korkar hale gelmiştir. Psikolojik olarak da sarsılan George, derdine çare olması için gittiği Dr. Haber tarafından dünyayı değiştirmek amacıyla kullanılmaya başlayınca bir avukatlık bürosunda tanıştığı Lelache’ı Dr. Haber’ın ofisini denetlemesi için tutar. George’un tedavisi devam ederken dünyada değişimler olmaktadır. Rüya içinde rüyalar bizi uzaylıların kol gezdiği bir dünyaya götürür. Ve kitabın sonunu, okurun güvenilir zihnine bırakır Le Guin.

#bizimbuyukchallengeimiz ın 29.maddesi olan klasik bir bilim kurgu kitabı olarak okudum Le Guin’in romanını.