Ne Okuyorum

Anarsik

Nermin Yıldırım’ın Gergedan Kitabevi’ndeki söyleşisinde tanıştım Fuat Sevimay ile. Söyleşinin moderatörlüğünü yapıyordu. Çok utandım daha önce bir kitabını okumadığım için. Bunu söyleşi sonrasında yaptığımız mini sohbetimizde kendisine de ilettim. “Hangi kitapla başlamalıyım Sevimay okumalarıma?” diye sorunca bana Anarşık’ı tavsiye etti. Sayfa adedinin azlığının yanı sıra akıcı, sürükleyici bir roman olduğundan bir günde bitti. İzmir’in arka sokaklarında, sanayide, çok da uslu olmayan Kürdan lâkaplı Mahmut’un ani ölümü sorgulanmaktadır. Kürdan biraz saf, biraz tehlikeli, biraz geçimsiz ama hep insanlarda vicdani duygular uyandıran bir karakter. Ölümünün arkasındaki gerçek perdesini de yine Kürdan aralıyor. Diyaloglar son derece doğal. Tanımlamalar güçlü. Mizahi yanı ağır basıyor. Okurken kendimi bir tiyatro sahnesinde hissettim diyecektim ki, 2015 yılında Kara Kutu Tiyatro Sahnesi’nde sergilendiğini okudum kitapla ilgili yaptığım araştırmalarda.

Reklamlar

Ne Okuyorum

Bir kabuğun içinde yaşayanlar vardır. Kendileri ile yüzleşmemek için, bazen yüzleşmek zorunda olduklarından kaçmak için, hatta yüzleştiklerinden korunmak için. Bir ailenin üç kuşak kadınını kuşatan talihsiz olaylar zincirini kimi zaman güldürerek, kimi zaman ağlatarak anlatıyor Zeynep Kaçar. Tasvirleriyle, beni o şanssız kadınların arasına oturttu, dertlerini paylaştırdı.

Bir Kadıköy-Beşiktaş Vapurundan

FullSizeRender2

Nasıl güzel bir manzara!

Sabah güneşi Haydarpaşa’yı, tüm Avrupa yakasını aydınlatıyor. Kabataş, Karaköy, tarihi yarımada güneşin ilk ışıklarıyla yıkanıyor. Camlarda parlıyor güneş. Göz alıyor! Buna rağmen arka fonda koyu bulutlar. Yağmuru boşaltıp, başka diyârlara göçüyorlar. Aralarda pembe, mor şeritler. Şehir pırıl pırıl! Büyüleyici.