DUBLÖRÜN DİLEMMASI – Murat Menteş

Nuh Tufan, Umur Samaz, Habib Hobo, Ferruh Ferman gibi sıradışı isimlere sahip, her biri şahsına münhasır karakterler ve değişik bir polisiye roman.

Ferruh Ferman öldürülme endişesiyle kendisine bir dublör kiralar. Nuh Tufan, Ferruh Ferman maskesi ile onun hayatına sızar. Sonunda kim hayatta kalacak? Ferruh Ferman mı? Nuh Tufan mı?

Murat Menteş ropörtajlarında da bir yazar mutlaka dil bilgisine hakim olmalı diyor ve romanlarını edebi sanatlar ile zenginleştiriyor. Her cümlede bir mecaz, bir teşbih ya da kinaye ile oluşturduğu özgün üslûbuyla okuru şaşırtmayı başarıyor.

Yazarın hiperaktivitesi ve okuma, izleme çeşitliliği kitabına da yansımış. Kitaplardan, filmlerden alıntılarla her bölüm bir epigrafla başlıyor. Epigraflarda öyle cümleler var ki gerçek alıntılardan Menteş’in kıvrak zekâsıyla örülmüş çakma alıntılara nasıl geçiş yaptığınızı anlamıyorsunuz.

Zaman zaman güldüren, zaman zaman düşündüren cümlelerle, fermuarın icadı gibi kimi didaktik bilgilerle kaçan kovalayan hikayenin içinde aynı ritmle okuma serüveni yaşadım.

Eşimin merakını gidermek için aldığımız ikinci ve hatta bir üçüncü kitap kütüphanede biraz demlensinler. Zira Murat Menteş’in hareketli, uçuk kaçık kafasının yansımalarıyla örülü kurgularını ard arda kaldıracak bünyeye sahip değilim.

OĞLUMA MEKTUPLAR – Lütfiye Pekcan

Nalan, delice sevdiği eşini bir kazada kaybedince başarılı bir ebeveyn ve gazeteci olmak adına kendini büyük bir mücadele içinde bulur. Ama bir gün, yaşam yolculuğunu vaktinden evvel tamamlayacağını öğrenir ve oğluna, en sonuncusunda büyük sırrını da açıkladığı bir dizi mektup yazar. Yakın arkadaşına emanet ettiği mektuplar, her doğum gününde Mert’e teslim edilecektir.

Başarılı gazeteci Lütfiye Pekcan’ın ikinci romanı Oğluma Mektuplar. Roman uzun bir dönemi kapsayan doğrusal zaman anlatımıyla yazılmış. Okurken aceleye gelmiş duygusu yarattı bende. Bir an evvel sonuca varmak isteyen yazar, Mert’in on ikinci yaşından yirmi altıncı yaşına kadar uzanan hikayede adeta fişek hızıyla ilerlemiş. Romanın her bölümünü, bir önceki bölümden tahmin edebilmek hikayeyle ilgili beklentilerimi örseledi. Nalan’ın arkadaşı Mehtap’ın her yıl Mert’e ilettiği mektuplar adeta birer hayat kullanım kılavuzu niteliğinde. Nalan güçlü bir öngörü ve sezgiyle oğlunun her yaşta nelerle karşılaşacağını biliyor ve okur yerine şaşıran Mert oluyor.

Son yıllarda okuduğum, bilindik ve sevilen şarkılarla örülmüş kitaplara bir örnek de Oğluma Mektuplar. Yazarın müziğe düşkünlüğünü sahneler arasına yerleştirdiği atmosfer yaratıcı ve duygu güçlendirici şarkı sözlerini de eklemesinden anlıyoruz.

Yine hikaye içinde yazarın kendi şiirleri olduğunu düşündüğüm birkaç şiir de yer alıyor.

Beni anlatıdan daha çok romanın gerçek hikayeden esinlenerek kaleme alınmış olması etkiledi. Günlük hayatın hay huyu içinde etrafımızda süregelen yıkıcı olayları fark edemiyoruz. Ya da insanların yaşadıkları, içine düştükleri girdabın büyüklüğünü tahayyül edemiyoruz. Hatırlamak bâbında okunabilir.