Atina’dan Bize Yadigâr

1925223_10152114137869261_2061801494_n

Atina’da duvar sanatı – Fotoğraf PeymanÜnalsın

Atina Arkeoloji Müzesi ve Akdeniz'li şehrin dokusu - Fotoğraf KorkutGökhan

Atina Arkeoloji Müzesi ve Akdeniz’li şehrin dokusu – Fotoğraf KorkutGökhan

Atina Şehir Merkezinden - Fotoğraf PeymanÜnalsın

Atina Şehir Merkezinden – Fotoğraf PeymanÜnalsın

Atina'da Yeme İçme Sanatı - Fotoğraf PeymanÜnalsın

Atina’da Yeme İçme Sanatı – Fotoğraf PeymanÜnalsın

 

Monastiraki Meydanı - Fotoğraf KorkutGökhan

Monastiraki Meydanı – Fotoğraf KorkutGökhan

Fotoğraf KorkutGökhan

Fotoğraf KorkutGökhan

Zeytin ağaçları gölgesinde sohbet (Hephaistos Tapınağı) - Fotoğraf KorkutGökhan

Zeytin ağaçları gölgesinde sohbet (Hephaistos Tapınağı) – Fotoğraf KorkutGökhan

Athena Tapınağı - Fotoğraf KorkutGökhan

Athena Tapınağı – Fotoğraf KorkutGökhan

Atina'da Tavernalar - Fotoğraf KorkutGökhan

Atina’da Tavernalar – Fotoğraf KorkutGökhan

Athena’nın Şehrinde

by KorkutGökhan

Hephaistos Tapınağı – Fotoğraf KorkutGökhan

Gözlerimi araladım. Perdenin arasından sızan ışık huzmesi gözümü alınca, başımı ani hareketle diğer tarafa çevirdim. Gözüm kamaşmıştı ve sadece beyaz, parlak bir ışık görüyordum.

Özenle şekil verilmiş birer heykeli andıran gövdeleriyle, yol boyu sıralanmış zeytin ağaçlarının arasından yürüyorduk. Etrafımız keskin zeytin kokusu ile örülmüştü.

Tipik Akdeniz insanının sıcak bakışlarına sahip kalabalık topluluk, parke taşlı meydanın tam ortasındaki kafeteryada oturmuş neşeli sohbetler icra edip, uzolarını, şaraplarını yudumluyorlardı. Burnumuza kızgın yağda kızartılmış enfes kalamarların, ızgara ahtapotların ve balıkların kokusu geliyordu. Çeşit çeşit, rengârenk taze sebzelerle donatılmış sofralarda hepsinden tatmak için sabırsızlanıyorduk.

Plaka – Fotoğraf KorkutGökhan

Üzerimdeki beyaz elbisenin etekleri rüzgârda uçuşuyor, güneş, kolumdaki asma yaprakları ile süslü kalın altın bilekliğe çarpıp, taş yolun karşısındaki minik sütunun üzerine bırakılmış tepesi mavi tüylerle kaplı miğfere yansıyordu.

Felsefenin, mitolojinin, demokrasinin beşiği olan bu başkent de Roma ve İstanbul gibi tepeler üzerine kurulmuştu. En yüksek tepesinden, çizgileri keskin bir hatla belli olacak şekilde şehrin sınırını görebilmek mümkündü. Lâkin İstanbul gibi, sonsuzluk duygusu uyandırmıyor, aksine aidiyeti kuvvetlendiriyordu.

Nike Tapınağı – Fotoğraf KorkutGökhan

Burada da, Lesvos’ta görüp hayran olduğumuz sanat eseri tadındaki gösterişli kapılar süslüyordu dar sokaklara serpiştirilmiş müstakil taş evleri.

Şehrin geneline ise beş, altı katı geçmeyen beyaz binalar yayılmıştı. Yeşilin bin bir tonunun, sınırlarını rahatlıkla görebileceğiniz o beyaz doku içinde oluşturduğu armoniye, mitolojiye konu olmuş tapınakları, agoraları, Roma banyolarını da yerleştirince etkileyici bir manzara çıkıyordu ortaya.

by KorkutGökhan

Zeus Tapınağı – Fotoğraf KorkutGökhan

Parlak dikdörtgen taşlarla kaplı geniş yolda yürürken Athena’nın baykuşu göz kırpıyordu zeytin ağacının dalları arasından. Afrodit, sonsuz güzellik sunuyordu. Pegasus, terkisine alıp bizi, Adrian Kapısı’ndan aşırıyor ve Zeus Tapınağı’na ulaştırıyordu. Apollon karşılıyordu orada bizi. Dionysos birer kadeh şarap sunuyordu. Demeter, besliyordu bizi zengin topraklardan fışkıran mahsullerle. Eros aşka sürüklüyordu.

Sevgilimin elini tutuyorum sımsıkı. Onun da, başrollerini Tanrılar ve Tanrıçalarla paylaştığı büyülü bir serüvenin içinde olduğunu duyumsuyorum.

Peyman Ünalsın