
Vişne çürüğü duvarda asılı büyük kahverengi çerçeveye dalıyor gözlerim ve dahi aklım. Yazarın, “Bir kitap okudum hayatım değişti,” dediği gibi, bir modern sanat çalışması gördüm ve hafızamın kilitlediği odalarını açmayı başardım.
Her zamanki rutin iş günlerinden birinde, katılmam gereken toplantıyı önemli statüsünden arındırıp ötelemek ve yıllardır adını duyduğum; ama ilgimi çekmeyen Çukurcuma’nın içine gizlenmiş bu eski evden bozma müzeye geliş sebebimde, zihnimde gün yüzüne çıkmayı bekleyen gizlerimin anahtarı asılıymış meğer. Gençlik yıllarımdan bu yana, Joker’in gece kuşandığı palyaço maskesini yüzümden neden çıkartmadığımı şimdi, şu anda, bu çerçevenin karşısında kendime itiraf ediyorum.
*******************************************
Bir tekneye bindim. Kâh motorla kâh yelkenle denize açılıyorum. Bir takım cadılar yoldaşım. Kıyıya dönmek istediğimde martıları kovalıyorum. Keşfettiğim adaları kutlarcasına çoşkulu kanat çırpışları. Çığlıkları kulaklarımı yırtıyor. Kulaklarımı tıkamıyorum çünkü yaşamın kanıtı o çığlıklar.
Keşfettiğim adalardan biri İlk Kesik…
Öykünün devamını merak ediyorsanız, okuyabileceğiniz linki aşağıya bırakıyorum.
Ne kadar akıcı yazmışsın, zevkle okudum Peyman, eline sağlık. “..amacımın tetiğine dokunmuştu”. Bunu bir kenara yazdım.💜
BeğenLiked by 1 kişi
Neslihan, senin de yorumun sabahıma mutlu bir gülümseme kattı. Çok teşekkür ederim. Sevgilerimle sarıldım.
BeğenLiked by 1 kişi
Öyküyü bir solukta okudum. Claire Keegan ‘ın Antarktika öyküsünü hatırlattı bana. Oradaki gibi o tekinsiz atmosferi hissettim. Ellerinize sağlık.
BeğenLiked by 1 kişi
Yorumunuz beni çoook mutlu etti. Antarktika’yı okumadım. Aynı isimli romandan uyarlanan Böyle Küçük Şeyler filmini izledim. Filmi çok beğendim. Kim bilir kitap nasıldır! Antarktika’yı da ilk fırsatta sipariş edeceğim 🙂
BeğenBeğen