İPEKTEN ÖRER ZIRHINI – Dilek Türker

Yekta Kopan Okuma Yazma Atölyesi’nin hayatıma kazandırdığı güzel insanlardan biri de canım Dilek’tir.

Atölye zamanlarında da Dilek, Yekta Bey’in verdiği öykü ödevini okurken, ilerde kendisinden çok güzel öyküler okuyacağımız alt mesajını alırdık. Nitekim Dilek’in ikinci öykü kitabı da geçtiğimiz günlerde İletişim Yayınları’ndan çıktı.

Kitabın adı bile son derece naif öyküler okuyacağımızın habercisi. Güçlü, direnen, sorunlarını aşmaya çalışırken bunu zarafetle yapan, ipekböceğinin etrafına ördüğü ipekten koza misali çevrelerine ördükleri zırhla hayatlarına devam eden karakterleri işaret ediyor. Fedakâr, üretken, zaman zaman ezilen ama yüreği umutla dolu, sabırlı, sahip olduklarından ya da yaşadıklarından yüksünmeyen, sarıp sarmalayan karakterler. İşte yolun sonu dediğimiz anda, bin bir umut barındıran taze çatlakları gösteren öyküler.

Akıcı, okuru hikâyenin geçtiği mekânda, o anda ağırlayan, beş duyu organını harekete geçiren yapısı var öykülerin.

Bana hep, yine çok sevdiğim Melisa Kesmez’in öykülerinin tadını hatırlatıyor.

Yolu açık olsun!

Ne Okuyorum

LRM_EXPORT_116367132921668_20180919_094416995

Portakal ve mandalina ağaçlarının gölgesinde, meyvelerinin kokusunu bastıran melisa çiçeğinin kokusunu içime çekerek okudum bu güzel beş öyküyü. İyiden iyiye serinleyen akşam saatlerinin nemiyle değil, öykülerin verdiği duygu yoğunluğu ile titredim.

Gidenler, gitmeyi beceremeyenler, ayrılıklar, sevgiyi içinde yaşayanlar, merdümgirizler, konuşamayanlar, kaçanların duygularıyla örülmüş “yuva” üzerine kurulu harika öyküler. Melisa Kesmez’in hayatın içinde biriktirdiklerini, Tanrı vergisi yeteneği ve azminin başarılı sonucu olarak beni derinden etkileyen cümlelerinde yaşıyorum. Bir sonra ki kitabını şimdiden sabırsızlıkla bekliyorum.

#bizimbuyukchallengeimiz için çok sevdiğim bir yazarın henüz (uzak henüz değil. Ama doğru, kendisi çok sevdiğim bir yazardır) okumadığım kitabı kategorisine yerleştiriyorum.

Peyman Ünalsın Gökhan