İPEKTEN ÖRER ZIRHINI – Dilek Türker

Yekta Kopan Okuma Yazma Atölyesi’nin hayatıma kazandırdığı güzel insanlardan biri de canım Dilek’tir.

Atölye zamanlarında da Dilek, Yekta Bey’in verdiği öykü ödevini okurken, ilerde kendisinden çok güzel öyküler okuyacağımız alt mesajını alırdık. Nitekim Dilek’in ikinci öykü kitabı da geçtiğimiz günlerde İletişim Yayınları’ndan çıktı.

Kitabın adı bile son derece naif öyküler okuyacağımızın habercisi. Güçlü, direnen, sorunlarını aşmaya çalışırken bunu zarafetle yapan, ipekböceğinin etrafına ördüğü ipekten koza misali çevrelerine ördükleri zırhla hayatlarına devam eden karakterleri işaret ediyor. Fedakâr, üretken, zaman zaman ezilen ama yüreği umutla dolu, sabırlı, sahip olduklarından ya da yaşadıklarından yüksünmeyen, sarıp sarmalayan karakterler. İşte yolun sonu dediğimiz anda, bin bir umut barındıran taze çatlakları gösteren öyküler.

Akıcı, okuru hikâyenin geçtiği mekânda, o anda ağırlayan, beş duyu organını harekete geçiren yapısı var öykülerin.

Bana hep, yine çok sevdiğim Melisa Kesmez’in öykülerinin tadını hatırlatıyor.

Yolu açık olsun!

Ne Okuyorum

avucumda cimen izi

Sandık içinden çıkan naftalin kokulu anılar tatlı yasemin notalarını taşır. Albüm yapraklarında çocukluğun en güzel hatıraları canlanır. Bir anne kokusu, bir baba şefkati, bir dost sohbeti yayılır huzurla salınan altın sarısı başaklar arasında.

Sevgili arkadaşım Dilek Türker’in bu ilk öykü kitabını zaman zaman yüreğinizin üzerine koyup, gözlerinizi kapatacak ve sayfalarından taşan yasemin notalarını koklayacaksınız.