Ne Okuyorum

20180609_185908-01

Zaman zaman kendi kütüphanemde okunmayı bekleyen kitaplar haricinde, Emre’nin okulundan verdikleri kitapları da okuma listeme alıyorum. Beyaz Diş, Odysseia ve Satranç Emre’nin kütüphanesinden okuduklarım.

Satranç, tam da yazıldığı dönemin psikolojik buhranlarını, insanlar üzerindeki tahribatı anlatan bir kitap. Stefan Zweig 2.Dünya Savaşı esnasında karısıyla birlikte pek çok aydın gibi Brezilya’ya sürgüne yollanır. Sürgünde, karısıyla intiharından kısa bir süre önce kaleme aldığı Satranç’da kendi psikolojik çöküntülerini kitabın karakterlerinden biri olan Mr. B üzerinden kaleme alır.

Her iki karakter de okuru şaşırtır nitelikte; Mirko Czentovic okuma güçlüğü çeken, zor öğrenen köylü yetim ve fakat satranç dehası dünya şampiyonu, Mr. B Gestapo tarafından sorguya çekilmek amacıyla bomboş bir otel odasında tutuklu avukat. Mirko Czentovic New York’tan Buenos Aires’e giden gemide açılan bahislerle satranç oynar ve doğal olarak rakiplerini eler. Gemideki bir diğer kişi ise Mr. B’dir ve Mirko Czentovic’in maçlarını seyrederken hamleler hakkında yaptığı yorumlarla dikkatleri üzerine çeker.  Nihayet Mirko Czentovic ve Mr. B karşı karşıya gelir.

#bizimbuyukchallengeimiz için intihar etmiş bir yazarın üstelik de son kitabı.

Mutlaka okuyun.

Peyman Ünalsın Gökhan

 

Ne Okuyorum

 

20180603_233336-01

Bir toplantı için Başakşehir’e gittim bu sabah. TEM otoyolundan Atatürk Havalimanı yönüne doğru giderken fark ettim ki, o yollar birkaç yıl önce kullandığım yollar değildi. Şehrin bambaşka bir noktasındaki, bambaşka bir otobandı. Daha önce hiç kullanmadığım. Sadece otoban olsa iyi, çevresindeki yerleşim de bana tamamen yabancıydı. Ben kimim, nerdeyim sorgulamaları ile Alzheimer oldum da farkında değilim psikolojisinin getirdiği çöküntü içinde toplantıya gittim.

İstanbul’u toza dumana boğan kentsel dönüşüm, yapılaşma biz sakinlerini hem fiziksel hem de ruhsal yorarken, kendi kentimizi tanıyamaz hale geldik. Yaşadığımız mahallede, bir apartman altındaki kuru temizlemecimiz bir sabah buharlaşabiliyor. Kasabımız sırra kadem basıyor. Komşularımız -ki çoktandır komşuluk da kalmadı aslında, tek tük edinebildiklerimiz diyelim- şehrin değişik noktalarına savruluyor.

Hakan Bıçakcı da İstanbul’un bu elim değişiminden esinlenerek ana karakteri Kahraman’ın buhranını kaleme almış. Kahraman, İstanbul şehir rehberi hazırlamaya çalışan bir yazardır. Ama şehirdeki değişimler kitabı bitirmesine engel teşkil eder. Bozulan psikoloji, yalnızlık, büyük değişimler ve uykusuzluk…

#bizimbuyukchallengeimiz 17.madde ve hiç okumadığım bir yazarın kitabı…

 

Peyman Ünalsın Gökhan